27 Eylül 2012 Perşembe

25 Eylül 2012 Salı

Neset Ertas - Neredesin Sen

Sıkılganlık

   Son günlerde ülkemizde artan kötü haberler, gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Dahası Dünya siyaseti ve ekonomisinde de çalkantılı haberler görüyor ver duyuyoruz. Aynı zamanda da Yerküre bakımından hem iklim şartlarının hem diğer doğa üstü değişikliklerin olması can sıkıyor. Kimileri rahat olabilir.Hayatın akışına bırakabilir. Ama bunlara düşünülmeden geçilmeyecek konular.Dünya bugünkünden daha kötüye gidiyor.Kötü   olana nasıl, ne zaman ve nasıl olacak o bilinmiyor. Ama herkes bir değişikliğin olacağından emin galiba. 

9 Eylül 2012 Pazar

9 Eylül ve Dalya

    30 Ağustos'tan sonra İzmir'de beklenen önemli günlerden biri. İzmir'in Kurtuluşu.Düşman askerlerinin denize döküldüğü ve bununla övünülen şehir İZMİR.

    Ağustos'un son haftası ve Eylül'ün ilk haftası bir önemi de İzmir Fuarı'dır.Müthiş üçlü.30 Ağustos, İzmir Fuarı ve 9 Eylül. Geçmiş yıllarda büyük sevinç ve neşeyle kutlanırdı.Bazı engellemelere rağmen yine İzmir Halkı bunları yapmaya çalışıyor. Son günlerde İzmir Kurtuluşu'nun simgesi olan  İzmir Valilik binasına BAYRAK çekme merasimin iptal edildi haberi geldi. Sosyal Medya özellikle Twitter'dan büyük tepki gelince geri adım atıldı.İZMİR başardı. Bayrak Göndere Çekildi. Coşku vardı. Protesto da.9 Eylül herkese kutlu olsun.

Not:100'üncü yazımın yani Dalya yapmamın 9 Eylül'e gelmesi mutluluk verici. Yazılarımı okuyanlara tekrar teşekkürler.
 

7 Eylül 2012 Cuma

Çıplaklık ve Kurt Köpeği

    Türkiye'nin Nato ile tanıştığı yıl 1952 yılıdır. O yıldan sonra anlaşma gereği Nato(Amerikan) askerleri Türkiye'nin çeşitli illerine yerleşti.Bunlardan bir tanesi İzmir idi. Nato askerlerinin maaşları çok iyi olduğu için ve daha doğrusu onlara çok ilişmeyecek lüks semtlerde ev kiralıyorlardı. Bu günde böyle.Başka illerde de oluyordur. İzmir'de Nato askerleri istemeyerek veya isteyerek bir takım olaylara karışıyordu.Bununla bir hikaye anı dinlemiştim. Çok ilginçti.Aklımdaydı. Kısmet,yazmak. bugüne imiş.
    Yanlış hatırlamıyorsam olay 1955-60 arasında oluyor. Bir Amerikan Nato askerinin evine -demiştim ya lükse semtlerde ev tutuyorlar- Alsancak'ta ki evine hırsız girmiş. Adam ilk birliğine, birliği ilgili yerel yönetime bildiriyor.Tabi ki herkes alarmda! Olayı Ankara bile duyuyor. "Aman işi çözün" diye bastırıyor. Neyse Olayı özel bir ekip devir alıyor. Hemen ve iş koyuluyor. Adamın evine gidiyorlar. Didik didik ediyorlar.Adam sadece gümüşleri çalmış. Tamam diyor ekip işi çözeriz. Çünkü o zamanın hırsızları namusluymuş!!! Herkesin çaldığı bir meta varmış. Gümüşçü altın çalmaz, altıncı para çalmazmış... Bunun gibi.Fakat tam evden çıkarken bir şey fark etmişler.Evde kocaman Alman Kurt Köpeği. Adama sormuşlar "köpek hırsız girdiğinde evdemiydi". "Evet" cevabı almışlar. Şaşırmışlar.
     Olayı soruşturmaya başlamışlar.O zamanlar İzmir küçük, gerekli yerlere haber salmışlar,"gelsin teslim olsun yoksa basit bir ceza ile kurtulamaz" diye. Adam gelmiş teslim olmuş gümüşleri de getirmiş. Adam hapse gümüşler iade.
      Başlığım burada çözülüyor. Adama sormuşlar merak ettiklerin için "evde köpek varken nasıl soydun"? Soyundum demiş. "Dalga mı geçiyorsun"demişler.Hırsız "valla" demiş. "Köpeği balkon camından gördüm. Soyundum anadan doğma.Öyle olunca köpek beni hayalet gibi gördü "demiş "zaten beyaz tenliğim":)) "köpek ilişmedi" demiş."İşimi hallettim, çıkarken giyindim, atladım gittim demiş".Hikaye gerçek.

     Acaba bu hikayeyi es kaza arama motorlarında okuyan biri dener mi gerçek mi değil mi diyerek!!!:))

Not: O zaman bu işi yapanın profesyonel hırsız olduğunu unutmayın.Denemeyin.