23 Mart 2016 Çarşamba

Evren Konakçı EVREN KONAKÇI

İnovasyon Haftası İzmir 2016 Defne Koryürek Sunumu

İnsanın kendi Ar-Ge 'si, eşitlik, vicdan, Slow Food,

Video sıralaması 1,3,4,2 dir. 1 'den sonra 2 'ye geçiniz ve sırayı takip ediniz!



22 Ocak 2016 Cuma

Organik Spor Evren Konakçı

   Kalp krizi Mustafa Koç'un vefatıyla haberlerde tekrar gündeme geldi . Özellikle genç denilebilecek yaşta olması sebebiyle. Daha önce genç insanların spor yaparken yine özellikle halı saha futbol maçlarında ölen insanlar gibi.
    Spor yapmak ile egzersizi karışıtırıyor gibiyiz. Spor yapmak ciddi bir iştir. Ortaokulda başlamış olduğum  lisanslı sporculukta (basketbol) bunu  anladım. Bizi basit bir sağlık kontrolünden geçirip (aile rızası ve kendi isteğimiz ile) lisans çıkarıp basketbol oynamaya başlamıştım. Tabii o zaman ne olacak mantığı ile spor yapmaya başladık. Halbuki böyle olmaması gerektiği daha sonraki yıllarda anlamaya başlıyorsunuz. Ciddi sağlık kontrolünde geçmesi lazım çocukların.
    Bu bizim milletin sağlık kontrolune kadar duyarsız olduğunu göstergesi aynı zamanda. Bilgim yok ama hala böyle olduğunu düşünüyorum.(okullarda) Baktığımız zaman kalp krizinden ölüm haberlerine, bu net görülülebiliyor.Peki neden baalığı organik spor koydum?
    Herşeyin organiği son yıllarda moda olduğu için bende bu başlığı koydum.Çünkü zaten yok böyle spor, yok kardiyo spor, yok öyle spor diye birtakım spor yapma teknikleri var. Aslında bunlara "egzersiz" denmesi gerekiyor. Çünkü başta söyledğiim gibi spor ciddi iştir.  Ne uzman eşliğinde yapsanız bile. Sosyal medyada gezinirken bazı insnaları six pack yapacağım diye girdikleri halleri görüyorum ki bunun sadece sporla olmadığına inanıyorum!!!. Bunun ileriki yaşalarda olumsuz etki getireceği kesindir.
    Diğer bir konu gazeteleren okuduğum Mustafa Koç'un koşu bandında kalp krizi geçirdiği.Merhum Özal ( şaibeli ölüm ayrı bir konu) koşu bandında spor yaparken kalp krizi geçirmesi. Belki ünlü olmayan insanlarında bu şekilde ölümüş olasılığı. Tek sonuç çıkıyor kalp hastası ( ameliyat olmuş olanlar bile) spor yapmamalı. Hele ki koşu bandına çıkmammalı. Koşu bandı bence profesyonel sporcular içindir.Diğer taraftan bilgim ve araştırmam yok ama koşu bandının elektirkli olması negatif bir etki yapıyormudur? Bir duyum olarak kalp kapakçığı rahatsızlığı olanlara elektirkli fizik tedaviyi  uygun görmüyor bazı kardiyolog.
      Belirli yaşalrdaki yada spor  değpil egzersizi tercih etmeli .Yürüyüş, hafif ağırlık kaldırma, (kasları diri tutmak için), yine imkanı olanlar için yüzme en uygun olanlarıdır. İlla ter atmak isteniyorsa özel kıyafet ya da biraz kalın giyinip yürüyüşe ter atılabilir. Bunlara da bana göre organik spor "egzersiz" denilebilir.

10 Aralık 2015 Perşembe

Ali Koç'un Kapitalizm Söylemi Evren Konakçı

    G20 zirvesi kapsamında yapılan B20 zirvesinde Ali Koç kapitalizmin yarattığı eşitsizliği eleştirmiş. Bugün (10 Aralık 2015) yine kapitalizme dair aynı söylemleri dile getirmiş.
    Önce insanları hangi eşitlik noktası ilgilendiriyor, onları belirlemek lazım. Bütün insanlar aynı maddi zenginlik seviyesinde olabilir mi, orası tartışılır? Ama insanlığın temel gereksimleri de olan eşitlik; adalet, sağlık, eğitim, güvenlik ve ekonomik fırsat eşitliğidir.
      Adalet,İnsanın Onurunu direkt etkileyen bir durumdur. Bizim ülkemizde ekonomik güç Adaleti etkiliyor. Bu ülkede ekonomik gücü fazla olanlar insanların Adalet önünde hesap verdiği pek görülmemiştir. Zaten en başta toplumsal önyargı "yapar mı öyle şeý" diye başlayıp, "ya adam kaç kişiye ekmek veriyor" ile devam ediyor.   Güçlü kapitalist ise aynı savunma üzerinden Adalet önüne çıkmıyor, çıkartılmıyor! Çünkü "O'na birşey olursa fabrikalar kapanır" deniyor. Halbuki bu Devletin "Kayyum" sistemi yok mu? Ama güçsüz insana Adalette herşey mübah! Toplum önyargısı da cabası. Önce buradaki kapital eşitsizliği halletmek lazım.
      Sağlık sistemine bakarsak orada da eşitsizlik var. Türkiye Cumhuriyeti Sosyal-Hukuk Devleti değil mi? Bu ülkede doğru dürüst geliri olmayan insanlar Genel Sağlık Sigortası prim borçlusu çıkartılıyor, o ayrı bir konu.Ama sigortalılar bile sağlık hizmetine kapitalist kadar güzel bir ortamda ulaşamıyor, neden? Nedir bu Özel Hastaneler?  Sosyal-Hukuk Devleti'nde Özel Hastane olur mu? Neden kapitalistler hastane yaptırıyor? Demek ki çok kazanıyorlar?  Demek ki Devlet yeterli vergi toplayamıyor ki birileri de Özel Hastaneler yaptırıyor.  Bir utanmaz bir işadamı (dul yetim hakkı yiyen) "biz yaptığımız hastaneden para kazanmıyor, kar yapmıyoruz" diyor! O zaman Devlete bağışla. Tabiki olmaz çünkü o hastaneleri kendine yaptı.  Devletin "Mahşer" yeri gibi şehir hastaneleri yapacağına daha kullanışlı uzman hastaneler yapmalı. Buradaki kapital eşitsizliği de ortadan kaldırmak gerekir.
   


     Peki nedir bu özel okul vakıf üniversiteleri? Bunları Sosyal-Hukuk Devleti yapması gerekmiyor mu? Devletin veremediği eğitimi Kapital insanlar mı veriyor, verecek? Buradaki eşitsizliği de kaldırmak ve üniversitelerin Devlete devredilmesi gerekir!
      Devletin polisi askeri varken neden şahsa özel silahlı güvenlik? (Bekçi gibi görevli olanlar değil) Güvenliğimiz polis tarafından sağlanması gerekmiyor mu? Dahası yardımcı almak başka ama silahli güvenlik başka! İstihdam yaratmak adı altında küçücük bir orducuk kurmak, ne kadar eşitliğe uygun?
       Bu ülkede ekomomik fırsat eşitliği var mı? İnsanların yatları, jetleri, katları, şu'su bu'su olması önemli değil.Keşke en güzelleri bizim ülkemizde olsa. İş yapmak isteyen insanlar  ne kadar bu fırsatlardan yeteri kadar yararlanıp, zenginliğe kolay ulaşabiliyor? Evet, Devletin destekleri var ama o kadar.Acaba önleri kesilenler oluyor mu? Farklı bir noktadan örnek vereyim. Yakın yıllarda bir Sayın Bakan bir teknoloji fuarını ziyaret ediyor. Oradaki iki genç kendi imkanları ile stand açıp, yaptıkları makinayı gösteriyorlar.  Sayın Bakan çok beğeniyor. Fakat gençlerin maddi imkanı yok. Sayın Bakan orada bulunan milyar dolarlık işadamına "gençlere sahip çıkın, ortak iş yapın ama sakın ha işlerini elinden almayın" diyor. İşadamı ise "ne demek, olur mu öyle şey demiyor, tabi efendim nasıl isterseniz" diyor. İşte kastetmek istediğim bu. Devlet destek olsa bile, bir noktada ekonomik fırsat olmuyor. Bu noktada da eşitliği yaratmak lazım.
       Sonuç olarak eğer bu beş temel ihtiyaçta eşitlik yaratılırsa kapitalizm eşitsizlik ortadan kalkar.

Not: 1) Ali Koç'un şahsı kastedilerek yazılmış yazı değildir,  kapitalizm konusundaki söylemleri üzerine yazılmıştır.
2) Fotoğraf Cumhuriyet gazetesi web sitesinden alınmıştır.
     

8 Aralık 2015 Salı

N'olacaksa Neden Olmuyor? Evren Konakçı

   Dört yıldır Suriye kan gölü. Her şey bir anda nasıl olduğunu anlamadığımız şekilde başladı. Öyle ufak ufak değil; büyük bir şekilde patladı.Peki istenen neydi? Demokrasi özgürlük için yönetimin değişmesi. Peki Ortadoğu gibi ülkelerde bu mümkün mü? Hayır. Bakın diğer ülkelere hangisinde demokrasi var? Irak'a demokrasi geldi mi? Hayır. Amaç ne? Aslında hepimiz biliyoruz .Ortadoğu'nun kaymağını yemek. Peki oradaki insanlar savaşan  bunu bilmiyor mu uğruna savaştıkları şeylerin kaymağını yiyemeyeceklerini. Ellerine silah tutturanların, aslında kaymağı yiyeceğini. Nasıl bir lanet ki kör sağır olup bunu anlayamıyorlar? Bütün büyük güçlerin amacı Ortadoğu'ya gelip terörü yok etmek mi savaş makinalarıyla yoksa savaş makinalarını oraya şimdilik!!! konuşlandırmak mı? Ben şuan Rusya'nın Ortadoğu'daki görevi evet onlara atfedilen görev orayı bulundurmak. Bu pazarlık   Ukrayna' nın Rusya'nın ve Kırımı ilhak etmesiyle başladı.Peki ne bekleniyor? Kimsenin bilmediği şartların oluşmasını ve insanlığın manen bir savaşa hazır olmasını. Belkide hiç beklemeyecekler.
    Bu arada Putin'in yaptıklarını düşününce Rusya'da ki yarı-başkanlık sisteminin aslında Putin'in ağırlığı düşünülünce başkanlık sisteminin nedenli tehlikeli olabileceği öngörülebilir.

8 Kasım 2015 Pazar

Sabotaj Nereden Geliyor?

Sanayi devriminde işci sınıfının giydikleri tahta terlik olan "Sabo"larla protesto etmek için makinalara vurup bozmalarından türemiş "Sabotage" kelimesi dilimize de "Sabotaj" olarak girmiştir. Sabo terlikler il
gi çekici olmasının yanısıra bu özelliği ile de meşhur bir terliktir.

21 Ağustos 2015 Cuma

Balık Kafası Evren Konakçı

   Çok geçmiş zamanlarda, bir Yahudi ile bir Konyalı Anadolu'nun bir hanında aynı masada yemek yerlerken tanışırlar. Ve sohbete koyulurlar, nerden, kimsin ne iş yaparsın gibi... İkiside tüccardır.Anadolu'yu dolaşıp mallar satarlar.
    Yahudi, "çok şükür malımın hepsini sattım ama cok yoruldum" der."Şimdi İzmir'e dönmek gözümde büyüyor"der. "Neden?" diye sorar Konyalı. "Ne atım var, ne at arabam ve yorgunluk bir kenara dönüş masrafım var" der Yahudi. Konyalı düşünmeye baslar. Ticarette daha yenidir ve O meşhur Yahudilerin ticari kabiliyetinden yararlanmak öğrenmek istemektedir. Konyalı Yahudiye teklif yapar. "Benim at arabam var, seni para almadan götürürüm yalnız sende malımı satmaya yardım edeceksin" der. Yahudi "tamam" der.
     Ertesi gün Anadolu'nun bozkırından İzmir'e doğru yola çıkarlar.Konyalı mallarını Yahudi yardımıyla satarak İzmir'e varmışlardır. Konyalı çok mutlu mallarının hepsini satmış hemde iyi fiyattan. Konyalı sormuş "sizin bu ticari aklınızın, kabiliyetinizin sırrı ne?" Yahudi "biz hep balık kafası yeriz" demiş. "Nasıl yani demiş"? Konyalı. "Yani balık beyni yeriz, kafayı omurgadan kırar beynini hüpletiriz"demiş,  Yahudi.
     Neyse İzmir'e deniz kenarına kadar gelmişler. Yahudi, "gel güzel bir balık yiyelim" demiş. Konyalı "tamam ama kafayı ben yerim" demiş. Yahudi ses etmemiş.  Oturmuşlar balıkçı lokantasina siparişi vermişler. Kocaman balik mis gibi gelmis masaya.  Konyalı hemen atlamış "kafa benim" demis. Yahudi "tamam" demiş. Kafa Konyalı'ya gövde Yahudi'ye. Konyalı beyni hüpletmis, kafanin orasini burasını miciklarken, Yahudi gövdeyi bitirmiş.  Konyali kafasini kaldırmış, sağ sola bakmis sonra Yahudiye bakmış, "ben doymadım" demiş.Yahudi de "bak gördümü akillaniyorsun" demiş.

23 Temmuz 2015 Perşembe

Kedi Sağlığı Hakkında Küçük Bilgiler

   Kedilerin gözlerinde bazen çapaklanma ve sulanma olur ve gözleri kapanır. Bu genellikle küçük ve biraz daha büyük kedilerde de olur. Nadiren tırmaklaşma sonucu büyük kedilerde olur. Bunun ilerlemesini engellemk için "Gentagut" denilen bir göz burun kulak damlası vardır. İnsanlar içindir ama kediler içinde kullanılır. Hastalık geçene kadar kullanılımalıdır. Ama daha bir iltihapik durumda zaten vetenire götürülüp antibiotik iğne yapılmalıdır.
   Birde kulak manratı denilen bir hastalık vardır. Kaşıntı yapar. Normal bir kaşıma ve pire kaşıntısı ile karşılaştırmamak için, kediler kulaklarının tam arkasını şiddetli bir şekilde kaşırlar (tırmalarlar) ve ses çıkartırlar.  Normal başında yakalarsanız  ya da ufak bir kulak arkası yara varsa hemen  "Gentagut" dökmeye başlayın. Çünkü ileri durumlarda kulak içi kanama oluyor ve kan dolmasıyla ölümcül sonuç oluyor. İleri durumda olması, kulağın tam arkasıda koca bir yara oluyor kaşımaktan ( aslında kaşımak istedikleri yer tam kaşıdıkları yerin kulağın içi) büyük yara oluyor. Hemen vetenire götürülüp varsa kanın boşaltılması, antibiotik ve damla. Daha da ileri durumlarda tedaviye cevap vermezse kulak arkasından ameliyatla kulağı temizlemek.
    Birde boyunları yamuk olan kediler var. Çarpma, kavga sonrası kedilerin boyunlarında hasar oluşup, boyun yamulmaları oluyor. Yürürken dengesizlik, sıçrarken dengesizlik oluyor.Bazıları olduğu yerde dönüyor. Bunun tedavisi kortizon tedavisi. Boyun damarlarını gevşetmek lazım. Bazı veterinerler bunu yapmıyor. Antibiotik tarzı bir iğne yapıyorlar. Doğrusu Kortizon tedavisi. Bu tedavi süreci hasara göre değişiyor. Tam bir iyileşme söz konusu olmuyor. Çünkü fizik tedavi lazım ama o da hayvanlar yapılamıyor. Ama hayatlarına devam edebiliyorlar. Bu tür kediler kesinlik sokağa ya da arabanın, motorun, bisikletin olduğı yere bırakılmamalı .Çünkü boyundaki hasar ani dönmelere ve hareketlere müsade etmiyor ve kaçamıyorlar.Sonuç ölüm!
   Umarım bu küçük bilgiler yararlı olur.
.